HAYIRLI BAYRAMLAR

20/9/2009 · Kategori: yazilar


 Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle, Ramazan Bayramınız kutlu olsun! Mübarek Ramazan Bayramı tüm ulusumuza kutlu olsun. Allah tüm inananlara nice huzurlu, bereketli bayramlar nasip etsin.

VAN KEDİSİ

4/7/2009 ·



Van Kedisi

Zeki, canlı ve insana bağlı bir yapısı vardır. Kendilerini temizlemede büyük bir titizlik gösterirler. Van kedisi iyi bir avcı olmanın yanısıra kendi isteğiyle suda yüzmeyi ve suyla oynamayı seven tek kedi türüdür. İyi bir arkadaş ve oyuncu olmakla beraber kucağa alınmaktan hoşlanmaz.
Görünüş ve Vücut Yapısı
Uzun olmayan orta büyüklükte bir başı olan Van kedilerinin yüzü üçgen şeklinde ve çevresi belirlenmiştir. Elmacık kemikleri de çıkıktır. Boynu güçlü ama kısadır.Gözler hafif şekilde basık badem şeklinde ve eğik olarak yüze yerleşmiştir. Göz bebekleri yuvarlak ve belirgindir. Van kedisini çekici kılan özelliklerden birisi de onun gözlerinin rengidir. Her iki gözü mavi, her iki gözü (kehribar sarı renk ve tonları) olabileceği gibi bir gözü mavi diğer gözü kehribar renkte de olabilir.
Kulakları büyük ve geniş, dibe doğru bir yuvarlaklık söz konusudur. Burun ucu, patiler ve kulak içleri pembe renktedir. Van kedilerinde sağırlığın yaygın olduğu kanaati varsa da her iki gözü farklı renkteki kedilerde ve mavi gözlülerde ancak %2-3 civarında sağırlık vardır.
Vücudu uzun, kaslı ve iri kemiklidir. Arka patileri öndekilerden daha uzundur. Bacaklar kaslıdır ve birbirlerinden iyice ayrılabilir. Parmakları da o derece sıktır. Tüyleri uzun ve diplere doğru ipeksi bir yapıdadır. Kuyruğu tilki kuyruğu gibi uzun ve tüylüdür.
Tüy Bakımı
Van kedisinin tüyleri Ankara kedisine oranla daha kısadır. Günlük olarak yapılan fırçalamalar yeterlidir. Yazın diğer kediler gibi tüy değişimi yaşar ve o dönemde tüyleri azalır. Tüyler kışın yeniden eski rengini ve şeklini alır
Kökeni
Türkiye'de üretilen ve saf Türk kedisi olan bu ırkın anavatanı ve kökeni Van yöresidir.
Van kedisi korkmadan suya girip yüzen tek kedi ırkıdır ve 1969 yılında saf kan kedi ırkı olarak kabul edilmiştir.
Dünya üzerindeki kedi cinsleri arasında en doğal olan türlerden biri olarak tanınmaktadır. İlk kez bir ingiliz çift tarafından ingiltere'ye götürülmüş ve çoğaltılmış daha sonrada Avrupa'ya yayılmıştır.
Kimlik Kartı
Karakteri: Dengeli ve sessiz
Bakım: Fazla bakım gerektirmez; fırçalanma ve taranmaya hemen hemen hiç ihtiyaç duymaz.
Rengi: Himalaya desenli melez kedi rengi hariç; baskın renk ve beyaz; kahverengi ve gri çizgili ve beyaz; kesit renkli ve beyaz; rastgele şekiller Van kedisi deseninin değerini düşürmemeli; yüzde parlaklık tercih edilir.
Tüy Şekli: Kısmen uzun
Çıkış Yeri: Türkiye
Vücut Yapısı: Orta
Image Hosted by ImageShack.us

YILANLAR YILAN SOKMASI

4/7/2009 · Kategori: yazilar




YILANLAR VE YILAN SOKMASI:
Dünyanın çeşitli coğrafi bölgelerinde yaklaşık 3500 çeşit yılan yaşamaktadır. Bunlardan yaklaşık 350 çeşidinin zehirli olduğu saptanmıştır. Ülkemizde her yıl kaç kişinin yılanlar tarafından sokulduğuna ve bunların kaçının öldüğüne ilişkin bir bilgimiz olmadığından, bu konuda başka ülkelerden bazı bilgiler ileteceğiz: Amerika Birleşik Devletlerinde her yıl yaklaşık 8000 kişi, zehirli yılanlar tarafından sokulmaktadır. Bunların da yaklaşık 20 kişisi ölmektedir. Birçok Avrupa ülkesindeyse, yılan sokması sonucu görülen ölümlerin sayısı 3—5 yılda bir kişi kadardır. Buna karşılık Brezilya, Birmanya gibi ülkelerde yılda yaklaşık 2.000 kişi zehirli yılanların sokması sonucu ölmektedir. Tüm dünyada ise zehirli yılanların sokması sonucu her yıl yaklaşık 35.000 kişinin öldüğü saptanmıştır.

Zehirli yılanları çok kısa olarak şöyle sayabiliriz:

1) Hidrofida grubu: su yılanlarıdır.

2) Kolubrida grubu: Afrika kıtasında yaşarlar.

3) Elpida grubu: Kobra ve koral yılanları. Avrupa kıtası dışındaki kıtalarda yaşarlar.

4) Viperida grubu: Engerek yılanı. Amerika kıtası dışında her kıtada yaşarlar.

5) Krotalida (Pit vipers) grubu: a) Çıngıraklı yılanlar, b} Kupırheds ve Katınmauts yılanları (Copperheads, Cottonmouths).

Zehirli yılanları zehirsizlerinden ayırmak oldukça kolaydır.

Bu farkları şöyle özetleyebiliriz:

1) Zehirli yılanlarda “Fani” denilen ve içinden zehir akıttıkları üst çeneye tutunmuş bir çift uzun zehir dişi bulunur. Zehirsiz yılanlarda bu zehir dişleri bulunmaz.

2) Zehirli yılanların gözbebeği elips biçimindedir. Zehirsiz yılanlarınla İse yuvarlaktır.

3) Krotalida {Pit vipers} grubundaki yılanların burun delikleriyle gözleri arasındaki bölgede “Pit” denilen bir organcık bulunur. Bu organ ısıya duyarlı bir organdır.

4) Zehirli yılanlar, kuyruklarının karın yüzüne bakılarak da tanınabilir. Çıngiraldı yılanların kuyruk ucunda çıngırak organı görülür. Bu organ zehirsiz yılanlarda yoktur. Zehirli yılanların kuyruklarının karnı yüzündeki pullar, tek sıra yaptıktan sonra en uca doğru çift sıra yaparlar. Oysa zehirsiz yılanların kuyruklarının karın yüzündeki pulları her zaman çift sıralıdır.

Image Hosted by ImageShack.us

OYUNCAK BEBEK

9/6/2009 · Kategori: resimler

Image Hosted by ImageShack.us

Ordu İlinin Tarihçesi

30/5/2009 ·

 


Ordu İlinin Tarihçesi

1963 – 1964 yıllarında Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Prehistorya Tarihi Kürsüsü Prof.I.Kılıç KÖKTEN’in Ordunun Ünye civarında yaptığı arkeolojik kazı ve tetkiklere göre Ordu İli’nde yerleşmeye ve medeniyet eActive Imageserlerinin verilmesine M.Ö.15 bin yıllarında başlanmıştır.Yine en eski yerleşme sahalarından biri de Mesudiye ilçesidir. Bu ilçe de Prehistorya ve daha sonraki eski tunç devrine ait bir çok buluntular ele geçmiştir.Bölgede dolayısıyla Hitit ve Frigler’inde hakimiyeti görülmektedir.

Ordu şehrinde ilk yerleşme M.Ö.VIII. yüzyılında Niletli Kolonistlerce başlatılmıştır. Niletli Kolonistlerce Kotyora (Cotyora) ismi ile kurulan ilk şehrin yeri bugün bilinmemektedir.Ordu toprakları Nedler ve Perslerin yaşantısına da sahne olmuştur.M.Ö.400 yıllarında 10 binlerin Ric’atı sırasında Ordu’nun antik şehre gelişi ve meşhur Ksenefon’un nutuklarına sahne oluşu önemli bir olaydır.Helenistik, Roma, Bizanslıların hüküm sürdüğü Cotyora zamanla önemini ve canlılığını yitirmeye başlamıştır. Selçuklu Türkleri ( Danişmentliler, Hacı Emiroğulları gibi) Osmanlıların hakimiyeti altına geçen Ordu İli Cotyora’dan sonra 14. yüzyıl ortalarına doğru şehrin 4 km güneyinde bugünkü Eskipazar’da Bayramlı adıyla kuruldu.Bayramlı kasabası 18. yüzyıl başlarında eski canlılığını kaybedince batıda bucak adıyla yeni bir ilçe merkezi doğdu. Bucak adı 1869-1870’de (ORDU) adına çevrildi. Bu yeni ilçe merkezine Bolaman,Perşembe, Ulubey, Hansamana (Gölköy) ve Aybastı bucakları bağlı idi.

Ordu ilçesi 1920 yılına kadar Trabzon Vilayetine bağlı bir kaza merkezi iken 17 Nisan 1920 tarih ve 69 sayılı “Ordu Müstakil Livası Teşkiline Dair Kanunla” merkezi Ordu olmak üzere Canik SancağınActive Imagea bağlı olan Fatsa kazası da Ordu’ya bağlanmış ve müstakil Ordu Livası teşkil edilmiştir.1923 yılında Sancak adı Vilayet olarak değiştirilerek bugünkü mülki taksimata Ordu Vilayeti olarak yerini almış bulunmaktadır.Bugün bilindiği gibi 18 ilçesi 5 bucağı 65 belediyesi 505 köyü ve 327 mahallesi bulunmaktadır.Doğu karadeniz bölgesinin eşsiz doğa güzelliklerini sinesinde toplayan Ordu İlimizin İlçeleri; Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gülyalı, Gürgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe,Ulubey ve Ünye’dir.

ATATÜRK’ÜN ORDU’YA GELİŞİ

         1924 yılı sonbaharında Karadeniz kentlerine yönelik bir inceleme gezisine çıkActive Imagean Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Trabzon’dayken  büyük Erzurum depremini haber almış ve bir an önce bölgeye gitmek istemişti. Ancak, önceden tasarlanmış  ziyaretlerini iptal etmek istemiyordu.  Geziyi  hızlandırarak Samsun’a kadar gitmeyi kararlaştırdı.

19 Eylül günü Giresun’u ve Ordu’yu birkaç saatliğine ziyaret ederek Samsun üzerinden Erzurum’a geçti.

 19 Eylül :Ordu’nun En Mutlu Günü 

Atatürk, 19 Eylül 1924 Cuma günü, öğleden sonra Hamidiye Kruvazörü ile geldi. 13.00 sularında Giresun yönünden beliren kruvazör, 14.00 sularında Ordu açıklarında demirledi ve top atışlarıyla kenti selamladı.

Önceden tasarlanan karşılama töreni  için yüzlerce kayık, sandal, mavna, bayraklarla donatılarak kruvazöre doğru açıldı. Kayığın  birinde sporcu giysileri içinde Ordulu gençler de vardı ve Atatürk’ü kendi kayıkları ile karaya çıkarmak istiyorlardı. Bir kayıkta da vali, belediye başkanı ve diğer yöneticiler vardı. Bu yönetici kurulu kruvazöre çıkarak Cumhurbaşkanını karşıladılar.

Cumhurbaşkanı Mustafea Kemal Atatürk, kruvazörün hücumbotuyla, yüzlerce kayığın eşliğinde karaya çıktı. Kente ilk adımını attığı yer, bugünkü  İlkadım Anıtının olduğu yerdi. Binlerce Ordulu, Ata’sını alkışlarla karşıladı. Askerlerden ve öğrencilerden oluşan karşılama kortejnin önünden geçerken, selamlarına “Merhaba, nasılsınız arkadaşlar?” diyerek yanıt verdi. Bir kız öğrenci kendisine bir demet çiçek sundu.

Atatürk, ilk olarak belediyeyi ziyaret etti. Belediye Başkanı Yusuf Furtun’du. Makamında, kendisine kentin yerel sorunları hakkında bilgi verdi. Kahveler içilirken, kentin çeşitli kuruluşlarının temsilcileri Atatürk’e tanıtıldı.

Atatürk, belediyeden sonra aynı binada bulunan Cumhuriyet Halk Fırkasını da ziyaret etti.

Daha sonra yine yürüyerek, binlerce Ordulunun alkışları arasında vilayete çıktı. Dönemin vali vekili Rıfat Bey tarafından kendisine ilin sorunları hakkında bilgi verildi.

Atatürk, vilayetten çıktığında yine yürüyerek iskeleye gelirken, önüne çıkan ve kulüplerini ziyaret etmesini isteyen gençleri kırmayarak İdmanyurdu Kulübünü de ziyaret etti. Burada, kulübün anı defterine şunları yazdı: “ İdmanyurdu’nun yeni teşekkül  etmiş olmasına rağmen mevcudiyetini derhal ihsas ve izhar eder ruhta gençlerden mürekkep olduğunu gördüm. Memnunum. İdmanın bedeni olduğu kadar fikri olmasına dikkati celbederim. Gazi M. Kemal / 19 Eylül 1340,  Ordu” 

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, İdmanyurdu Kulübü binasından ayrıldıktan sonra, bu kez de Gençlik Yükselme Birliği Kulübü yöneticileri tarafından davet edildi. Bu daveti de kırmayan Mustafa  Kemal Atatürk, kısa bir süre bu kulübe ve daha sonra İhtiyat Zabitleri Kulübüne uğradı.

Gençlik Yükselme Birliği Kulübünde, Keçiköy İlkokulu müdürü  kendisine tanıtılırken, o yörenin çok  yeşil olduğunu gemiden gördüğünü söyleyerek, okulun adının “Yeşilyurt” olarak değiştirilmesini istedi.

Bu ziyaretlerin ardından iskeleye ulaşan Mustafa Kemal, kentten ayrılmadan, iskeleyi dolduran kalabalığa hitaben şu konuşmayı yaptı: “Muhterem Ordu Ahalisi! Hakkımda gösterdiğiniz samimi tezahürat bende derin hissiyat bıraktı. Bu şuurlu tezahüratınızla Türk  milletinin bütün cihan muvacehesinde ilelebed yaşayacağını bir daha ispat etmiş olan sizin samimi çehreleriniz ve sevimli gözleriniz karşısında günlerce kalmak ve sizinle samimi hasbihallerde bulunmak isterdim. Fakat ciddi bir sebep buna manidir. İnşallah samimi ve sevimli muhitinizi tekrar ziyaret ederim. Allahaısmarladık.”

Bu seslenişinin ardından, iki saat kadar kaldığı Ordu’dan ayrıldı.


« Önceki |